Bugün, elmasların çoğu Avustralya, Zaire, Botswana, Rusya, Güney Afrika ve Güney Amerikanın bazı bölgelerinde bulunuyor. Elmas madenciliği 4 kıtada toplam 20 ülkede yapılıyor. Elmasların çoğu yeryüzüne taşındıkları yerlerden çıkarılır ve başlıca madenlerin bazıları bu bölgelerde açılmıştır. Tipik bir madende, toprak geniş bir alan boyunca kazılmalıdır. Bir karat ağırlığında mücevherlik pırlanta elde edebilmek için ortalama 250 ton toprak kazılması gerekmektedir. Ancak tüm elmaslar yeryüzüne ilk çıktıkları yerde bulunmazlar. Yüzyıllar boyunca, hava koşulları elmas cevheri içeren maddeyi akarsular ve ırmaklar ile ilk yatağından çok daha uzaklara, hatta bazen denizlere kadar taşımıştır. İşte bu yüzden, yerde öylece duran koskoca elmaslara yağı takılan insanların hikâyelerini duyarız, ama ne yazık ki, bu sık rastlanır durum değildir. Eski ırmaklarla denize taşınmış ham elmasları içeren maden yataklarına ulaşabilmek için tonlarca kumun kazılıp taşınması gerekir. Kısa zamanda büyük saygınlık ve şöhrete kavuştu. O güne kadar traşlanmış en mükemmel ve şaşırtıcı kolye unvanını kazanan Patiala kolyesi günışığına çıktıktan kısa bir süre sonra kayıplara karıştı. Yanlızca De Beers değil, öteki yedi büyük elmas da yok olmuştu. Cartier bu tarihi kolyeden arda kalanları satın aldı. Kolyenin restorasyonu için tam dört yıl çaba harcandı. Orjinal kolyedeki kayıp taşların yerine safirve topazlar başta olmak üzere çeşitli doğal taşlar konulmaya çalışıldı ama sonuç düş kırıcıydı. Yedi büyük elmas yerine zirkonyum ve yakutların yerine sentetik yakut konulmasına karar verildi. De Beers yerine de sarı zirkonyum kullanıldı ve taklit de olsa Patiala Kolyesi yeniden yaratıldı. Renkli ve beyaz elmasların kabul görmesinin yanı sıra, taşlar, zarif tasarımlar üzeride giderek daha çok kullanılmaya başlandı. Beyaz veya renkli taşlarla bezenmiş , oklarla delinmiş, birleştiriliş ve taçlandırılımış veya sevgi düğümü ile bağlanmış pek çok kalp motifi vardı. Bu tür zarif, renkli, kadınsı mücevherler, dönemin seçkin, rafine beğenisinin en mükemmel ifadesiydi. Sembolik aşk yüzüklerine, özellikle nişan ve nikâh yüzüklerine çok değer veriliyordu. Günümüzün ebedi elmas yüzüklerinin öncüsü olan ve değerli yüzüklerin önüne takmak için yapılan koruyucu yüzükler giderek yaygınlaştı. Kraliçe Charlotte, nikâh yüzüğünü korumak için parmağına bir elmas koruyucu takıyordu. Yüzük konusunda duygusal olan yanlızca kadınlar değildi. Büyük sözlük uzmanı Dr. Eliza Johnson, doğum 9 Temmuz 1736, ölüm 17 Mart 1752, Ah! Bu yüzyılda yazıtlı yüzük karakter değiştirdi. Yazıtlar çemberin içine gizlenmek yerine, dış yüzeye dekoratfi olarak işleniyor ve ciddi içerikten ziyade iyimser düşünceleri belirtiyordu. Yazıt yüzüğün tılsımlı tarihi, Nikâh Yüzüğü Kanunu ile son buldu. Bu kanun, resmi ayar damgasını zorunlu kılarak yazıtlar için gereken boşluğu ortadan kaldırdı. Mücevher ise, onların bu idealize edilmiş statü ile örtüşüyordu… sevimli, kadınsı, duygusal. Önceki yüzyıldan gelen aşk, kalp, taç, çiçek simgeleri kadınları yanlız bırakmadı. Hatıra yüzükleri de bu kuralı bozmadı. Portre yüzükleri eşsiz ayrıntılarla sevgilinin resmini taşıyordu. Madalyonlarda, broşlarda ve yüzüklerde sevgilinin veya çocukların itinayla muhafaza edilen saçları gizliydi. Sanayi Devrimi pek çoğu için büyük paralar getirdi. Başarılı iş adamı yeni edindiği zenginliğini, karısını mücevherlerle donatıp yanında dolaştırarak ilan ediyordu. Elmasa talep giderek arttı. Statü simgesi olan elmas, bir anda daha geniş halk kesimleri tarafından alınabilir hale geldi. Bu sırda yeni bir gelenek oluşmuştu. Artık geline, biri değerli taş oturtulmuş nişan yüzüğü, diğeri Viktorya zamanında narin bir halkadan ibaret olan nikâh yüzüğü olmak üzere iki yüzük takılıyordu. Zamanın alışveriş katalogları, bazıları 2 sterlin gibi düşük fiyata bile satın alınabilen değişik tasarımları gösterir. Pırlanta kesim en yaygın tercih. Ortaya çıkarılan yeni elmas madenlerinin sayesinde ham elmasın çoğalması tasarımı da etkiledi. Vurgu montürden taşın bizzat kendisine kaydı. Kusursuz tek taş elmas, çok modaydı ve yenilikçi Tiffany montür, bunu her zamankinden daha kabul görür bir hale getirdi. ALATURKA MIHLAMA Alaturka mıhlama elmas işlemi için yapılır. Yapılacak işlem için taşın genişliği kadar yuva açılır. Yuvaya foya denilen kurşun alaşımı levhadan çekilmiş folyo konulup üzerine elmas yerleştirilip etrafı sıvama denilen işlemle kapatılır. Tesviye ve cila işlemi dışında mıhlama bitmiştir. Elmas altı düz, üstü fasetli bir taştır. Foya işleminde elmasın fasetli kısmı foya levhası üzerine bastırılır ve bu işlemde elmasın fasetleri foyanın üzerine şekillendirilmiş olur. Foya yuvaya yerleştirilince elmas, yüzüğün üstüne mıhlandığı zaman daha parlak görüntü sağlar. Faset pırlantada yüzey ismidir. Türklere has bir yöntemdir. ALAFRANGA MIHLAMA Alafranga tabir edilen yani modern mıhlama teknikleri yüzük, küpe, broş, vs. Taş yuvasına yerleştirilip, tekniğine göre tutturulur agrafe işlemi. Belli başlı teknikler; amerikan mıhlama, kanal mıhlama, güverse mıhlama, sıvama mıhlamadır. Mıhlayıcı ustası mıhlama sanatında kendi tekniğini geliştirebilir. AMERİKAN MIHLAMA Taşın montür zemininde herhangi bir tutucu elaman tırnak ve güverse olmadan direkt zemine tutturulmasıdır. Taşın etrafındaki metal kalın bir band gibi görülür. Hiç bir tırnak gözükmez. Üstten bakıldığında özellikle küçük taşlarda çok düzgün ve temiz bir görünüm mevcuttur. Sıvama mıhlama yöntemini andırır. İkisinde de tırnak yoktur. Bu durum insanların aktif yaşamında rahatlık sağlar. En fazla yüzüklerde kullanılır, kubbe şeklinde taş ortaya konmuş gibidir. Tutturma işlemi mazgala kalemi ile taşın çevresindeki metali çepeçevre kuşatılmış bir şekilde sıvanmasıyla mümkün olur. Uzmanlık isteyen bir yöntemdir. Taşı takıda tutan bir şey yokmuş gibi his verir. Daha çok modern tasarımlarda tercih edilen bir yöntemdir. Ağırlıklı olarak round yuvarlak kesimli taşlar için uygulanır. Tasarım olarak zeminde görünmesi istenen taş için uygulanır. Alyans,kravat iğnesi,kolye uçları vs. Örnek olarak yüzük seçilmiştir,diğer takıların üzerine de uygulanabilir. KANAL MIHLAMA Bu mıhlama tekniğinde taş veya taşlar bir kanal içersine konulur ve kanal bir duvar olarak taşı tutar. Bu mıhlama tekniğinde çok dikkatli ölçüm ve uyum gerektirir. Taşın şekline ve monte edildiği zemine bağlı olarak bazen basit bir şekilde paralel kanallar taş yuvası açarak kaydırmak mümkündür. Metalin eğilmemesi, kanalların aynı seviyede ve aynı şekilde olması, taşın üzerindeki baskının taşı ezmeden tutması elbette çok önemlidir. Bu yöntem uygun freze ucu ile birbirine paralel iki yüzey arasına taşın yerleştirilmesi sistemine dayanır. Kanal mıhlama baget,yuvarlak, round ,kare kalibre ,taşlara uygulanan taş yerleştirme biçimidir. GÜVERSELİ MIHLAMA Temeli küçük taşların çelik çapla kalem ile güverse tırnak çıkarılarak zemin üzerine yerleştirilip mıhlanmış taşların aralarının boşaltılmasına ayıklama güverseli mıhlama tekniği denir. Çok sayıda taşın birden fazla sıra oluşturularak güverseli mıhlanmasına pave mıhlama öbek yöntemi denilmektedir. Güverse mıhlamacılığı, mıhlama yöntemleri arasında en zor olanlarındandır. Büyük bir dikkat,sabır,titiz çalışma ister. SIVAMA MIHLAMA Taşın şekline ve ölçüsüne uygun hazırlanan bezel taşın çevresindeki ince metal bir band kutu hazırlanır. Taşı yerinde tutmak için kenarları üzerinde cepe çevre bastırılır. Muhtemelen bu tarz tüm dünyada taş oturtmada kullanılan en eski ve en geniş kullanımı olan tekniktir. En kolay ve basit bir yöntemdir. Daha çok kapşon cabochon kesimli taşlara uygulanır. Kapşon kesim; altı düz,üsttü bombeli taş şekillidir.